Romantik dram filmi The Words bir sonraki büyük Amerikan romanının yayınlanmasından sonra uzun zamandır beklediği başarıyı kazanan genç yazar Rosy Jansen’ın hikayesini anlatıyor. Tek bir sorun vardır. Kitabı o yazmamıştır. Geçmişi peşini bir türlü bırakmayan Rosy’nin edebi yıldızı yükseldiği sırada, başka birinin eserini çalmasının ve hırsla başarıyı hayattaki en önemli iki kelimenin üstüne koymanın daha bedelini ödemek zorunda kalır...
Başarılı bir psikiyatrist olan Zach Riley, prestijli bir üniversitede sürdürdüğü profesörlük görevini bırakarak, Dr.Reed'e ait özel bir akıl hastanesinde işe başlar. Riley, Dr.Reed'le görüşmesi sırasında, bu hastanede çalışmak istemesinin asıl nedeninin, babasının bir zamanlar burada yatmış olması olduğunu söyler. Zach Riley'nin babası T.L.Pierson, (Hiç Olmadı) adlı, fantastik bir ülkeyi ve orada yaşayan kahramanlarını anlattığı çok popüler bir çocuk kitabının yazarıdır. Fakat, çok başarılı bir yazar olan adam aynı zamanda tedavi kabul etmeyen bir şizofrendir. Karısının ve oğlunun yardım edemediği yazar, son yıllarını bu akıl hastanesinde geçirmiştir. Zach'in asıl niyeti ise, doğru dürüst tanımaya fırsat bulamadığı babasının son günlerinin izini sürmektir...
On a winter day in a southside Queens high school, events collide and six students are suddenly in an armed standoff with the NYPD. At the school, classrooms freeze, teachers come and go, resources are scant.
Uzay-zamandaki bir sorundan dolayı 25 yıl öncesiyle bağlantı kurarak bir oğlanın hayatını kurtaran Vera, bu nedenle kendi kızını kaybedince onu geri getirmek için mücadele eder.
Kitap editörü Helga Pato, deli kocasını uzak bir psikiyatri hastanesinde stajyer olarak tuttuktan sonra trenle evine döner ve burada kendisini psikiyatrist olarak tanıtan gizemli bir adamla tanışır.