Sama İçin, savaşın kadınca deneyimlenmesinin samimi ve destansı bir yolculuğu… Genç bir anneden kızına sevgi dolu bir mektup… Film Waad El Katib’in Suriye’nin Halep şehrindeki başkaldırı sırasında, etrafında dehşetli bir çatışma tırmanırken, âşık olduğu, evlendiği ve Sama’yı doğurduğu beş yılını anlatıyor. Waad’ın kamerası inanılmaz kayıp hikâyeleri, kahkaha ve hayatta kalma hikâyelerini yakalıyor, bu sırada Waad imkânsız bir seçimle boğuşmakta: Kızının hayatını korumak için şehirden kaçmalı mı yoksa kaçmamalı mı? Hele de kaçmak, şimdiye kadar oldukça fazla şeyi feda ettiği özgürlük mücadelesini terk etmek anlamına gelirken.
Investigating the infamous Abu Ghraib scandal, Errol Morris interviews American guards and Iraqi prisoners who were at the military jail before images of prisoner torture emerged in 2004. One female guard, who posed alongside fallen Iraqis in notorious images, tells Morris that her crimes were inspired by her love for another soldier, and another explains why she took photographs of her fellow troops. In the process, Morris suggests that the scandal resulted from systemic flaws in the military.
1983 yılının yazında yazar ve teolog John Hull, ilk oğlunun doğumundan birkaç gün önce kör olur. Hayatındaki bu büyük değişimle başa çıkabilmek için bir kasetçalara sesli günlüklerini kaydetmeye başlar. Bu günlükler 1990 yılında yayımlandığında Oliver Sacks “körlük hakkında bugüne kadar okuduğum en detaylı, en olağanüstü, derin ve güzel şey, bana göre bir başyapıt” yorumunu yapar. Bu ses kayıtlarının orijinallerinden hareketle ortaya çıkan ve çok katmanlı bir anlatı üzerine kurulan belgesel tarzı film, düşler, bellek ve hayal gücünün sınırları etrafında dolaşarak körlüğün içsel dünyasını ortaya çıkaran çok özel bir yolculuk.