Webb Garwood (Van Heflin), a disgruntled cop, is called to investigate a voyeurism by Susan Gilvray (Evelyn Keyes). Her husband works nights as an overnight radio personality. Webb falls in love with the young and attractive married woman.
Genç bir kadın olan Joy, 1960'lı yılların geleneklerine uygun bir yaşam sürmektedir. Ancak beklenmedik hamileliği onun hayatının değişmesine neden olur. İkinci hamileliği Joy’un hayatını tehdit ettiği için hamiliğini sonlandırmak ister. Ancak erkeklerden oluşan sağlık kurulu, Joy’un hamileliğini sonlandırmasına izin vermez. Kendisini sıkışmış hisseden Joy, bu sırada kendi gibi çaresiz kadınlara gizlice yardımcı olan, kendilerine Jane’ler adını veren bir grup kadınla tanışır. Grup, Joy’un hayatını kurtarır. Hayata yeniden başlayan Joy, örgüte katılıp başka kadınların da kendi kararlarını almalarına yardımcı olmaya karar verir.
Actor Lester Blaine has all but landed the lead in Myra Hudson's new play when Myra vetoes him because, to her, he doesn't look like a romantic leading man. On a train from New York to San Francisco, Blaine sets out to prove Myra wrong...by romancing her. Is he sincere, or does he have a dark ulterior motive?
Yakın gelecekte, LAPD cinayet masası dedektifi Chris Raven, kendini bir anda yüksek güvenlikli bir mahkeme salonunda, eşinin cinayetinden yargılanırken bulur. Bu kez karar, "Mercy" adı verilen devrim niteliğindeki yeni yargı sistemine aittir. Yargıç Maddox liderliğindeki bu sistem, olay yeri verilerinden dijital kayıtlara kadar her detayı analiz ederek hüküm verir. Chris'in, Mercy mahkemesinin yüksek teknolojili imkanlarını kullanarak masumiyetini kanıtlaması için yalnızca doksan dakikası vardır.
Harry Caul (Gene Hackman) çok gelişmiş elektronik aletler kullanarak dinleme ve izleme yapma konusunda uzman bir özel dedektiftir. Sahibi olduğu özel dedektiflik bürosuna başvuran müşterilerinin istediği kişileri izleyip seslerini banda almaktadır. Paranoid ve ketum bir kişiliğe sahip Caul'e başvuran bir iş adamı, dedektiften genç bir erkek ve kadını izlemesini ister. Caul genç çifti izlerken kaydettiği konuşmalardan etkilenir ve artık olaya sadece bir "iş" olarak bakmaz.
İkinci Dünya Savaşının tüm vahşetiyle devam ettiği dönemde oldukları şehir Hitler'in hava kuvvetleri tarafından bombalanmaya başlar. Bardaki herkesi sığınağa toplamak zorunda kalırlar. Hava saldırısının bitmesini beklerken kitabın el yazmasını ve haklarını satın almak isteyen Çinli kalp krizi geçirir ve ölür. Fakat o an ölen tek kişi o değildir. İkisinin de zehirlenerek öldürüldüğünü fark ettiklerinde maceramız başlar. İngiliz aksanlarının havada uçuştuğu bar sığınağında bir katil vardır. Katilin amacının Agatha'nın yazdığı yeni romanı almak olduğunu öğrendiklerinde ise zamanları tükenmektedir çünkü iki kişi daha öldürülmüştür. Çok parlak bir zekaya sahip olmayan polis memuru pek yardım edemediği için Agatha'nın zekasına güvenmek zorundadırlar. Bakalım Agatha kitabını vermeden ve daha çok insan ölmeden katil yakalanacakmı?