Başrollerinde Brenda Blethyn ile Marianne Jean-Baptiste’in oynadığı film, başarılı bir Afrikalı-Britanyalı olan Hortense Cumberbatch’in ailesinin tarihini araştırdığında annesinin işçi sınıfından beyaz bir kadın olan Cynthia Rose Purley olduğunu öğrenmesiyle yaşananları anlatır.
1890 yılında geçen "Anne" öğretmen olan ebeveynlerini küçük yaşta kaybettikten sonra yetim kalan kızıl saçlı bir kızın hikayesidir. Bir süre amcası ve yengesi ile birlikte yaşadıktan sonra amcasının ölümü ve yengesinin şehre taşınmasının ardından ortada kalmıştır. Sığınmacı olarak bazı ailelerin yanına verilmiş ve sonunda yetimhaneye yerleşmiştir. Yetimhanede yaşadığı talihsiz bir olay sonucu Marilla Cuthbert ve erkek kardeşi Matthew'e evlatlık olarak verilmiştir. Yerleştiği bu küçük kasabada parlak zekası ve sonsuz hayal gücü ile herkesin hayatında olumlu değişiklikler yapacaktır. Tüm bu acılarla dolu yaşamına rağmen o cıvıl cıvıl, yaratıcı ve sevgi dolu yüreği ile dünyada bir yer edinmek için savaşır.
Otistik bir baba olan Sam Dawson, etrafındaki sıradışı dostlarının yardımıyla kızı Lucy'i büyütmeye çalışır. Lucy, 7 yaşını doldurunca zeka düzeyi açısından babasını geçmeye başlar. Sam ile Lucy'nin kurdukları yakın ilişki, devlete ait yetiştirme yurdunda çalışan bir kişinin dikkatini çeker. Bu kişi, bir süre sonra Lucy'nin çocuk yetiştirme yurduna devredilmesini talep eder. Sam, kızını yanına almak için devlete karşı açtığı davayı bakması için avukat Rita Harrison'ı ikna eder. Rita, çok başarılı bir avukattır ancak bu tip davalara bakmama kararı almıştır. Bu davaya bakmaya ise arkadaşlarıyla girdiği iddia sonucunda karar verir. Sam'in kızına tekrar kavuşabilmesi için Sam ile Rita, sisteme ve kanunlara karşı savaşa girerler.
İki kararlı anne, bir tanesi bir öğretmen çocuklarının şehir okulunda çöken iç dünyalarını dönüştürmeye çalışmak için çaba harcamaktadırlar. Güçlü ve engelleyici bir bürokrasiyle başa çıkmak zorundadırlar fakat eğitim sisteminde ve çocuklarının gelecekleri için gerekli değişimi yaratmak amacıyla herşeylerini riske atarlar.
Young Cedric Errol and his widowed mother live in genteel poverty in 1880s Brooklyn after the death of his father. Cedric's grandfather, the Earl of Dorincourt, has long ago disowned his son for marrying an American. But after the death of the Earl's remaining son, he decides to accept Cedric as his heir.
Yönetmen John Lacy tarafından kaleme alınan ve yönetilen film üç kadının yaşamlarını anlatmaktadır.Bu üç kadının New York Aile Mahkemesinde yolları kesişince beklenmedik şekilde hayatları değişmektedir.