Savaştan sonra bir ıslahevinde yaşamını sürdüren Siggi Jepsen, Almanca dersi için "Görev Tutkusu" konulu makale yazmak zorunda olsa da hiçbir fikri yoktur. Ertesi gün bir hücreye kilitlendiğinde, İkinci Dünya Savaşı sırasındaki çocukluğunun anıları yeniden canlanmıştır: Polis memuru babası Jens Ole Jepsen, dost canlısı dışavurumcu ressam Ludwig Nansen'e 1943'te bir "profesyonel diskalifiye" (berufsverbot) getirmekle görevlendirilir. Siggi'nin, Nansen'in gözetimi konusunda babasına yardım etmesi gerekirken aksine babasına isyan eder, inatçı Nansen'ın yanında yer alır ve bazı yasak resimlerini saklaması sonucunda kendisinin akıl hastanesine gönderilmesine yol açar.
Painting is an unacceptable vocation for a woman in provincial Germany in the year 1900, but budding artist Paula Becker is determined to make her own rules.
Christian, bir süpermarkette çalışan genç bir adamdır. Karanlık geçmişini ardından bırakmaya çalışan Christian, yeni ortamına ayak uydurmaya çalışır. Uzun koridorlar, telaşlı kasa kuyrukları ve yük kaldırma araçlarından oluşan bambaşka bir hayata adım atan genç adamın en büyük destekçisi Bruno olur. Christian, kendisine çocuğuymuş gibi davranan Bruno sayesinde işi kolayca öğrenir. Genç adam raf istifleyicisi olarak çalıştığı marketin şeker reyonunda çalışan Marion’u görür görmez aşık olur. Ancak kendi küçük dünyasında bu aşkı yaşatmak Christian için hiç de kolay olmaz.
Ankara'da saygın bir sanatçı çift olan Derya ve Aziz, 13 yaşındaki kızlarıyla birlikte mutlu bir hayat sürmektedir. Ancak son tiyatro oyununun başarılı galasından sonra hayatları devletin keyfi gücüyle altüst olur. Bir gecede işlerini ve dolayısıyla geçim kaynaklarını kaybederler. Şimdi ideallerini ve inançlarını yaşamın gerçek gereklilikleriyle uzlaştırmak gibi zor bir görevle karşı karşıyalar. Ani işsizlik onların sadece mali güvenliğini değil aynı zamanda evliliğini de test eder. Kariyerlerini ilerletmek için birlikte yeni fırsatlar ararken idealleri ile günlük yaşamın pratik ihtiyaçları arasındaki çatışmalarla boğuşurlar. Dışarıdan gelen baskı ve sürekli belirsizlik, ilişkilerini giderek daha fazla zorlar.
It's 1989 in East Berlin: Suzie is kicked out of school shortly before she graduates from high school and has to defend herself as a worker in the cable factory. However, a randomly taken photo leads her to the fashion world of the GDR. The editor-in-chief Elsa Wilbrodt put her on the cover of Sibylle, the fashion magazine of the GDR. In the Berlin underground scene she made the acquaintance of the gay fashion designer Rudi and the photographer Coyote. Suzie must decide if she's brave enough to leave the old strands behind forever.
Anton Çehov'un Vanya Dayı adlı oyununu beyaz perdeye uyarlayan Vanya 42.Caddede, oyunun, harcanmış hayatlar, yalnızlık, umut ve umutsuzluk temasını öne çıkartan bir yapım. Eski dostlar bir araya gelir ve Manhattan sokaklarından geçerek ilk buluşmalarına giderler. Daha biz ne olduğunu anlamadan oyun sahnelenmeye başlar. Oyuncular hâlâ sokak kıyafetleri içindedir ve fakat seyirci kendini bir anda Rusya'da bulur. Vanya Dayı, yıllardan beri ölmüş kızkardeşinin kocası Serbryakov'un malikanesini idare etmiştir. Şimdi, yeni karısı Yelenayla eve gelmektedir.