An intimate look into the life of icon Quincy Jones. A unique force in music and popular culture for 70 years, Jones has transcended racial and cultural boundaries; his story is inextricably woven into the fabric of America. Jones came to prominence in the 1950s as a jazz arranger and conductor before working on pop music and film scores. He moved easily between musical genres, producing major pop hits of the early 1960s and serving as an arranger and conductor for several collaborations in the same time period.
Respect, müzik ikonu Aretha Franklin’in hayatına odaklanıyor. Filmde, Franklin’in babasının klisesinin korusunda şarkı söylediği çocukluklar zamanlarından, ikonik bir süperstar ve bir sivil haklar aktivistine dönüştüğü zamanlara bir yolculuk yapılıyor.
Pop müziğin en sevilen ve tartışılan isimlerinden; 200 milyon albümle müzik tarihinin en çok satan kadın şarkıcısı, parlak kariyerine sinemayı da ekleyen skandalların kadını, henüz 48 yaşında ölen Whitney Houston... Oscar’lı yönetmen Kevin Macdonald’ın dünya prömiyerini Cannes’da yapan bu çok yönlü müzik belgeseli, yalnız yıldızın ölümünden kariyerinin neden yalpaladığına, geçmişinden yıldız oluşuna merak edilen birçok noktayı ele alıyor. Hiç gün yüzüne çıkmamış özel filmleri, ailesi ve en yakınlarıyla yapılan röportajlar, demo kayıtlar ve pek bilinmeyen sahne performanslarını bir araya getiren Whitney, sadece bu benzersiz sanatçının hayatına değil ABD müzik endüstrisine ve toplumuna de göz atıyor.
Kickstarter’da başlatılan kampanyayla yalnızca bir ayda 1 milyon dolardan fazla bir bütçeyle hayata geçirilen belgeselde, Frank Zappa arşivinden daha önce hiçbir yerde görülmemiş videolar yer alıyor. Bunlar arasında evde çekilmiş videolar, provalardan sekanslar, röportajlar ve canlı performans kayıtları var. Zappa ailesinin fertleri, müzisyenin birlikte çaldığı isimler ve müzik yazarlarının yanı sıra gitar virtüözü Steve Vai ve “süper groupie” olarak tanınan Pamela Des Barres, Alex Winter ve ekibinin belgesel için röportaj yaptığı kişiler arasında.
20. Yüzyılın müziğinin dahi çocuklarından Miles Davis'in hayatına dair çok eğlenceli bir bakış. Oscar Adayı Don Cheadle'ın kariyerindeki en önemli rollerden birinde Miles Davis'e hayat verdiği bu filmde, 1970'lerin sonunda, adından ses getirdiği bir dönemde, müzisyenin ortadan kaybolmasını ele alıyor. Müzik yeteneğinin uyuşturucu ve ağrı kesicilerle sekteye uğradığı bu dönemde, kurnaz bir müzik yazarı olan Dave Braden (Ewan McGregor), kendini Davis'in hayatına sokar ve ilerleyen birkaç gün içerisinde ikili kendilerini, Davis'in son bestelerinin olduğu çalınmış bir kaydı tekrar ele geçirmeye çalışırken bulur. Hayatı yılların pişmanlığı ve kaybıyla sarılı olan müzisyen, kurtuluşunu tekrar müzikte bulana kadar kendini yok etme isteğiyle yüzleşecektir.