Dairesinde tuhaf bir genç kız bıçaklanarak öldürülünce, Londra'da tatilini geçirmekte olan genç Kanadalı rençber Richard Hannay kendini casusluk ve cinayet içeren gizemli bir maceranın ortasında buluyor. Kız, ölümünden önce Hanney'e İngiltere'den kaçırılmakta olan çok gizli birkaç sırdan söz ediyor. Sinsi casusluk şebekesi liderinin, sağ elinin küçük parmağının bir parçasının kesik oluşundan tanınabileceğini anlatıyor, sonra da 39 Basamak'la ilgili bir şeyler söylüyor.
39 Basamağın sırrını çözmek, casus çetesini ortaya çıkarmak ve kendini cinayet suçlamasından temizlemek içinse Hanney'in sadece 48 saati vardır.
Two Scotland Yard detectives investigate the murder of a young woman of mixed race who had been passing for white. As they interview a spate of suspects -- including the girl's white boyfriend and his disapproving parents -- the detectives wade through a stubbornly entrenched sludge of racism and bigotry.
Kırsal İngiliz bölge hastanesinde bir postacı ameliyat masasında ölür. Hemşirelerden biri onu kimin öldürdüğünü kanıtlayabileceğini söyler. Şakacı müfettiş Cockrill 5 doktordan ve ameliyathanede bulunan hemşirelerin birinden şüphelenir, fakat 4 tane zehirli ilaç ortadan kaybolmuştur
Siyah beyaz bir gerilim klasiği. Yıllar önce öldürülen teyzesinin uğursuz evine geri dönen bir kadının, kendisinden bir şeyler saklayan kocasının garip davranışları neticesinde deliliğin sınırına geldiği bu atmosferik gerilim, tahmin edeceğiniz gibi başroldeki Ingrid Bergman‘a En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını getiriyor. Evin siyah-beyaz atmosferinin başarısı nedeniyle film En İyi Sanat Yönetimi (Siyah-Beyaz filmde) Oscar’ını alıyor.
Ucuz western romanları yazan Holly Martins (Joseph Cotten), kendisine iş teklif eden dostunu görmek üzere savaş-sonrası Viyanasına gelir. Ancak arkadaşının öldürüldüğünü öğrenir ve bir anda kendisini cinayet soruşturmasının içinde bulur... Olayı gören kişilerle konuşan ve dostunun tanıdıklarına olay anını anlattıran Martins, bir süre sonra olayda bir "üçüncü adam" olduğunun farkına varır.
James Stewart ve Dorıs Day, korku sinemasının tartışmasız üstadı Hitchcock'un bu muhteşem geriliminde özgün ve dramatik bir performans sergiliyorlar. Stewart ve Day, Fas'ta oğulları Hank ile tatil yapan masum Amerikalılar Ben ve Jo McKenna'yı oynuyorlar. Marakeş pazarında bir Fransız ajanı Ben'in kollarında öldüğünde, çift oğullarının kaçırıldığını ve ingiltere'ye götürüldüğünü öğreniyor. Kime güveneceklerini bilmez halde olan McKenna ailesi uluslararası casusluk, suikastçilik ve terörle karşı karşıya kalır. Gerçeğe yaklaştıkça tüm hayatları değisecektir ve film meshur Albert Meydanı'nda gerilim dolu bir doruğa ulaşacaktır.