The story of courtesan and dance-hall girl Emma Hamilton, including her relationships with Sir William Hamilton and Admiral Horatio Nelson and her rise and fall, set during the Napoleonic Wars.
In Marseilles, France in 1794, Desiree Clary, a young millinery clerk, becomes infatuated with Napoleon Bonaparte, but winds up wedding General Jean-Baptiste Berandotte, an aid to Napoleon who later joins the forces that bring about the Emperor's downfall. Josephine Beauharnais, a worldly courtesan marries Napoleon and becomes Empress of France, but is then cast aside by her spouse when she proves unable to produce an heir to the throne.
1810 yılındaki Napolyon Savaşları sırasında İspanya'da İspanyol askerleri ve köylüleri zor koşullarda savaşır. General Jovet liderliğindeki Fransızlar, 13 metre uzunluğunda ve 7 ton ağırlığındaki tek İspanyol topunu ele geçirmek istiyor. İngilizlerin de topa ihtiyacı var ama Fransızlara karşı İspanyolların yanındalar. İngilizler, İspanyolların topunu almak ve İspanyol askerlerinin yardımıyla dev topu Santander'e çekmek için bir deniz kaptanını - adı Anthony Trumbell - İspanyol kampına, General Larena'ya gönderir. İspanyolların lideri ise asabi, huysuz bir ayakkabıcı olan Miguel'dir ve iki yüz adamını Avila'ya yönlendirip tek topu İspanya'nın yarısına sürüklemek ister. Miguel ve Anthony tamamen farklı iki adam, asker ve liderdir. Her ikisi de farklı şeyler istiyor, farklı liderlik istiyorlar, tek bir konuda hemfikirler; aynı güzel kadına aşıklar.
Efsanevi İspanyol kahramanı Rodrigo Diaz'ın (takipçilerine "El Cid") destansı filmi, katı onur anlayışından ödün vermeden, yine de inisiyatifi ele almayı ve Moors'u İspanya'dan sürmeyi başarıyor.
İkinci Dünya savaşıyla birlikte yüzlerce ilk dönem ajan filmi olarak görülebilecek yapıtlar çıktı ki bir çoğunun şuan için hiçbir önemi yok. Ama aralarında Casablanka gibi, bu film gibi şahaserler de var. Bogart'ın alışık olduğumuz sert, cesur, zeki ve inatçı karakter tiplemesine devam ediyor. Hiçbir olaya bulaşmayı düşünmemesine rağmen Gestaponun yaptığı zulmü ve gaddarlığı gördükçe olayların içine dahada derinlemesine giriyor. Dönemin atmosferi çok başarılı yansıtılmış, oyuncu performansları dört dörtlük (özellikle Lauren Bacall bakışları insanın içine işliyor), senaryo tıkır tıkır işliyor, replikler ve yaratılan kişiler arası çatışma şahane, filmin tek eksisi tam tadına doyamadan çok çabuk bitiyor...