Mervyn LeRoy’un, .Robert E. Burns’ün otobiyografik hikâyesini temel alan, Ben Bir Pranga Kaçağıyım, şansı yaver gitmeyen bir 1. Dünya Savaşı gazisi olarak, uydurma bir suç yüzünden prangaya vurulup, uzak güney eyaletlerinde ağır işçiliğe mahkûm edilmesinin ardından, merhametsiz bir suçluya dönüşen masum bir adamın canlı bir portresini sunar. Adam dürüst bir hayat sürmek için kaçar, ihanete uğrar, yeniden kaçar ve yakalanmış bir kaçak olarak ömür boyu hapis cezasına çarptırılır. Kayayı bile orta yerinden çatlatacak sadist gardiyanlar, firarlar (birçok filme temel oluşturmuş, uluyan tazıların bataklıktaki takip sahnesi dâhil), hücre cezası, parmaklıkların ardındaki kendine özgü dil başarılı bir biçimde perdeye taşınır. Sırf defalarca gönderme yapılmış bir film olması (en son Coen Kardeşler’in O Brother, Where Art Thou?/ Nerdesin Be Birader? filminde) açısından seyredilmeye değer bir yapım. Modası geçmiş olsa da halen ünlü ve unutulmaz son cümlesiyle seyirciyi derinden etkiliyor.
A former prisoner of war, Frank Enley is hailed as a hero in his California town. However, Frank has a shameful secret that comes back to haunt him when fellow survivor Joe Parkson emerges, intent on making Frank pay for his past deeds.
In 1932, a cop is killed and Frank Wiecek sentenced to life. Eleven years later, a newspaper ad by Frank's mother leads Chicago reporter P.J. McNeal to look into the case. For some time, McNeal continues to believe Frank guilty. But when he starts to change his mind, he meets increased resistance from authorities unwilling to be proved wrong.
Kavga eden iki mahkûm, başka bir hapishaneye gönderilirler. Bindikleri araç yolda kaza geçirince kaçarlar, ancak onları birbirlerine bağlayan zincirlerden kurtulmaları kolay olmayacaktır...
Chicago February 14th 1929. Al Capone finally establishes himself as the city's boss of organised crime. In a north-side garage his hoods, dressed as policemen, surprise and mow down with machine-guns the key members of Bugs Moran's rival gang. The film traces the history of the incident, and the lives affected and in some cases ended by it.
Depresyonun ayırdığı bir kasabada unutulmaz karakterler bir araya gelir. Zamanının tutuculuğuna rağmen her şeyi son derece açık bir şekilde gören kör pansiyoner Mr. Will, beyazların yaşadığı bir kasabada yerini çok iyi bilen siyah bir adam ve iki evliliği tehdit eden bir üçgende yaşayan Wayne , Margaret and Viola. Tüm bu insanlar unutulmayacak bir inanç, cesaret, aşk ve en önemlisi dayanıklılık sınavı veriyorlar.