1950'li yılların Harlem'inde genç bir kadın, babasının dükkanında, gelecek vadeden bir saksafoncuyla tanışır. Aşkları, değişen zamanların, coğrafyaların ve profesyonel başarıların ötesine geçen nefes kesici, romantik bir hikayeye dönüşür.
Gerçek mutluluk, başarı ve aşkın ne olduğuna dair yıllarca anlaşmazlıklar yaşayan Dave ve Clarice Johnson, sonunda evliliklerini bitirme noktasına gelirler. Clarice bir araba kazası geçirdiğindeyse içine attıkları ortaya çıkar. Aralarındaki farklılıklar, Clarice’in fiziksel terapi görmesiyle daha çok artmıştır. Dave de Julie ve oğlu Bryson ile vakit geçirmeye başlar. Dave, onlarda bulduklarıyla bir aile olmanın ve tutkulu bir eşin özlemini duymaya başlamıştır. Hayatlarında yaşanan bu değişikliklerle Dave ve Clarice, artık birbirlerine ettikleri yeminin kolayca bozulup bozulmayacağıyla yüzleşmeleri gerekmektedir.
Ortaçağ koşullarının hüküm sürdüğü katı bir rahibe okulunda, on yedi yaşındaki Lisa kendini bir tutsak gibi hissetmektedir. Yatılı okulun yakınında, hükümlüler için bir gözaltı kampı bulunur ve burada küçük bir suçtan dolayı dokuz aylığına hapsedilen genç mahkumlardan biri de Joe'dur. Tamamen farklı bu iki genç bir şekilde karşılaşır...
Film, bir mahkumun cezaevinden çıktıktan sonra eşine ve eski yaşamına dönme çabasını anlatıyor... * Bu kadar güzel dram bulmak cidden zordur. Mükemmel bir yol hikayesi. Yavaşçacık ve usulca kalbinize giriyor ve içini sonuna kadar dolduruyor. Sonunda kalbiniz mutlulukla patlıyor.
A novelist is blinded in a car crash that killed his wife and several years later rediscovers his passion for life and writing when he embarks on an affair with the neglected wife of an indicted businessman.
Angola’dan ABD’ye göç eden Walter, 17 yıl ayrı kaldığı eşi ve kızıyla nihayet buluşur. Beraber Walter’ın ABD’deki tek göz evinde yaşamaya başlasalar da tamamen yabancı gibidirler. Hepsinde ortak olan dans tutkusunu keşfetmeleri, bu duygusal mesafeyi aşmalarına yardımcı olur.