Lord Henry ile Dorian’ın karşılıklı etkileşimleri, Dorian’ın kendini giderek kötüye, şeytani olana, hazcılığa adaması filmin eksenini oluşturmaktadır. Son derece saf ve yakışıklı Dorian’daki değişim, Lord Henry’nin sözleriyle ve Dorian’ın kendi portresinde kendi güzelliğini keşfetmesiyle başlar. Lord Henry’nin etkisiyle kötülüğün ve zevkin çekimine kapılan, dünyada gençlik ve güzellikten önemli bir şey olmadığına inanan Dorian için heyecan, kötülükte ve günahtadır; iyilik ve erdemse sıkıcıdır, edilgendir. İyiliği temsil eden Basil’in Dorian’a duyduğu saf tutkuda eşcinsellik öğeleri açıkça hissedilir. Dorian’ın büyük sırrını, portredeki değişimi gören yalnızca Basil olur. Portreye odaklanan, sonsuz gençlik karşısında ruhunu satan ve ruhunun ölmüş olmasından korkan Dorian için kurtuluş var mıdır?Özellikle bir genç adamın büyümesini, eğitimini, gelişimini, kendini ve inançlarını keşfetmesini işleyen Dorian Gray’in Portresi için Oscar Wilde, ‘bir ruhun hikâyesi’ demiştir.
Apartheid’in acımasız yüzüne tanık olan beyaz bir öğretmenin çarpıcı dönüşümü! Ben du Toit, sıradan bir hayat sürerken, bahçıvanının polis şiddetiyle öldürülen oğlu için adalet arayışına girer. Sistemin baskılarına rağmen gerçeklerin peşinden giden Ben, hukukun çaresizliğiyle yüzleşir.
15. Yüzyıl Paris'inde yaşayan bir kukla ustası, Notre Dame kilisesinin çan çalıcısı, kambur ama altın kalpli ve mutsuz Quasimodo'nun hikayesini anlatıyor. Paris'in adaletinden sorumlu katedral onu kiliseye alarak hem dış dünyaya kapatmıştır hem de hizmetçi gibi kullanıyordur. Kasabaya gelen bir çingene topluluğuyla ortalık daha da şenleniyor ve Quasimodo çingene güzeli Esmeralda'ya aşık oluyor. Ama Katedral'in gözüde Esmeralda'dadır...
Amerikalı yazar Lois Lowry'nin romanından beyazperdeye uyarlanan film, ütopik bir dünya düzeninde geçiyor ve bu dünyada insanların zihinlerinde bulunan geçmişe dair anılar ve bilgiler tamamen siliniyor. Dolayısıyla artık insanların hafızalarında ne suç, ne yoksulluk ne de hastalıklar kalır. Bu geçmişi ayrıntılarıyla bilen tek kişi ise 'The Giver' isimli yaşlı bir adamdır. 12 yaşındaki Jonas, yaşlı adamın yanında çalışmaya başlayınca insanlığın hafızalarından silinen geçmişini öğrenmeye başlar. Zamanla bu sırların acımasızlığıyla yüzleşen Jonas'ın hayatı tam bir kaosa dönüşecektir...
Parlak bir geleceği olan genç bir adam, neredeyse ölümcül bir kaza geçirir ve beklenmedik bir hayvan arkadaşının yardımıyla yeni hayatını yeniden yaratır.