Zengin kadınların peşinden koşan Charlie tesadüfen Tillie adında genç bir kızla tanışır. Biraz saf olan Tillie’nin, babasının varlıklı bir köylü olduğunu öğrenince, genç kadını sevmese da ona aşıkmış gibi yaparak, Tillie’yi evliliğe ikna eder ve onu kaçırır. Ancak şehre varınca işler Charlie'nin planladığı gibi gitmez.
"Dans eden Hitler’ler lütfen kenarda beklesin!" İlk uzun metrajlısı aynı zamanda en parlak filmidir Mel Brooks’un. En iyi senaryo Oscar’lı Yapımcılar, yönetmenin diğer tüm filmlerinden daha ince ve daha tehlikeli, karnımıza ağrılar sokabilecek kadar sulu bir komedi: New Yorklu bir gösteri dünyası uzmanı Yahudi, üçkağıtçılıkla da olsa, sahneye bir müzikal koyar; müzikalin konusu, nefret uyandırıcı da olsa, Hitler’dir.
Fransız Rivierası'nda, birbirine zıt iki dolandırıcı aynı zengin kadınları avlamaya çalışır. Lawrence (David Niven), kusursuz bir "centilmen dolandırıcı" iken, Freddy (Marlon Brando) daha kaba ve küçük çaplı bir sahtekardır. Freddy, Lawrence'ın sofistike operasyonunu öğrenince onu taklit etmeye başlar ve bölge için rekabet ortaya çıkar. Kimin daha iyi olduğuna karar vermek için bir iddiaya girerler: İlk kim, hedefleri olan çekici Amerikalı turist Janet Walker'dan (Shirley Jones) büyük bir para koparırsa, diğeri bölgeyi terk edecektir. Bu rekabet, her ikisini de en yaratıcı ve sinsi numaralarını ortaya koydukları eğlenceli bir savaşa dönüşür.
Lawrence (Michael Caine) nazik ve usta bir sosyete dolandırıcısı, Freddy (Steve Martin) ise sadece bir sahtekardır. Lawrence, Freddy deki sahtekarlık cevherini görünce onu kendinden uzaklaştırmaya çalışır fakat, Freddy yanından ayrılmaz. Bunun üzerin Lawrence hırsızlık ve dolandırıcılık konusunda Freddy'e ders vermeye başlar. Yalnız dersler ilerledikçe aralarında bir rekabet baş gösterir. En sonunda otelin lobisinde gördükleri bir bayanın 50.000 dolarını almak üzere bahse girerler.
Yapımcı Max Bialystock'un sahneye koyduğu Hamlet'in müzikal versiyonu olan Funny Boy, açılış gecesinde perde kapatmıştır. Leo Bloom, Max'e bir teklifte bulunur. Hitler'in Baharı müzikali için gereğinden fazla para toplayacak, sonra da perdeyi kapatıp parayı cebe atacaklardır.
Bir kumarhane sahibinin peşisıra Las Vegas'a giden bir grup milyarder, eğlenmek amacıyla üzerine bahis oynanabilecek yeni şeyler aramaya başlarlar. Alışılagelmiş kumar yöntemlerini uygulamak yerine, altı yabancıyı Vegas'tan Silver City'e kadar yarıştırarak galip gelene 2 milyon dolar ödül vermekte karar kılarlar nihayet. Yarışçılar aslında zavallı kurbanlardır: Birbirinden sakar ve talihsiz bu insanlar, zenginlerin eğlencesi uğruna acayip olaylara bulaşacak, başlarına gelmedik kalmayacaktır...