A young girl is being tried for murder. Her defense attorney attempts to show how her descent into a life of crime, prostitution and degradation was caused by her puritanical, religious fanatic mother.
Hademe olarak yaşayan ve yalnız bir hayat süren Arden’in (Toni Collette) hayatı cinayete kurban gitmiş bir genç kızın cesedini bulmasıyla bir anda altüst olur. Bu keşif kız kardeşi o henüz küçük bir çocukken kaybolan Leah’a (Rose Byrne) belki de yaşadığı travmaya son verme imkanı sağlayacaktır. Ev kadını olan Ruth (Mary Beth Hurt) ise ceset ve kocası Carl (Nick Searcy) arasında rahatsız edici bir bağlantı kuracaktır.
Bir tekstil firmasının mirasçısı olan Wayland, Elizabeth adında bir hayat kadınının öldürmekten suçlanmaktadır. Kadının bedeni parkta ikiye ayrılmış bir biçimde bulunur. Cinayet iddialı bir dedektif olan Kennesaw ve onun daha az tecrübeli ortağı Braxton tarafından yürütülmektedir. Wayland, sağlam bir içici ve zorlayıcı bir yalancıdır. Belirli aralıklarla hafıza kaybı ya da vahşi tepkiler verme periyotları yaşama eğilimi vardır. Gerekli bilgileri temin edebilecek kadar zengindir ve sorgu yargıcının gizli sırlarını ele geçirir.
Geçmişteki bir davadan dolayı psiklojisi bozulduğu için alkole sığınan ve bu sebeple eşinden boşanıp 5 yaşındaki kızının velayetini almak için uğraşan avukat Cate McCall; aynı zamanda önemli bir cinayet davasını üstlenir, haksız yere hüküm giymiş Lacey’nin davasını alır. Bütün deliller, olay yeri incelemeleri kadının suçsuz olduğunu ispatlasa da Cate McCall yargı duvarına toslar. Kendisinden başka kimse Lacey’nin masumluğuna inanmamaktadır. Önyargıları sağlam savunmayla yıkmaya niyetli olan McCall adalet sisteminin doğru şekilde işlemesi için varını yoğunu ortaya koyacaktır. Önünde iki yol vardır; ya mesleğinde ilerlemek için bu davayı kazanmaya çalışmak ya da kızının velayeti alabilmek için ona daha fazla vakit ayırmak..
1989-1990 yılları arasında çok sayıda insanı öldürerek, dünyanın ilk kadın seri katili olarak ünlenen Aileen Wuornos'un gerçek hikayesi.Yakalandıktan sonra, 1992'de 7 kişiyi öldürmekten suçlu bulunan Wuornos'un öyküsü ABD ve dünya kamuoyunu epey meşgul etmişti. Aynı zamanda bir lezbiyen de olan ve hayat kadınlığı yapan Wuornos, kurbanlarını ilişkiye girdiği insanlar arasından seçiyordu. Dehşet verici kadın katilin kurbanlarını ormana götürüp sakladığı ortaya çıkmış, ancak benzer şekilde öldürdüğünden şüphe duyulan 2 kişinin daha cesedi bulunamamıştı. Wuornos'un eski kadın aşığı mahkemede aleyhine tanıktık etmiş; avukatının sanığın çocukluğunda maruz kaldığı kötü muamele ve tacizi hafifletici neden olarak öne sürmesi jüriyi ikna etmemiş ve 2003'te gerçekleşen idamına karar verilmişti.