19 yaşındaki Anne , genç ve yakışıklı deniz subayı Frederick Wentworth'e delicesine aşık olmuştur. Ama Frederick'in ne serveti ne de sınıfsal düzeyi uygun değildir. Anne'in ailesi bu birlikteliğe karşıdır ve onu nişanı bozmaya ikna ederler. Sekiz yıl sonra, Anne kararından pişman olur. Frederick'i sevmekten asla vazgeçmez ve Frederick, ün ve servet sahibi olarak denizden döndüğünde, yöredeki evlenme çağına gelmiş her genç kadın gibi sadece seyreder. Frederick, kalbinin sesini dinlemek yerine ailesini dinleyen Anne'i affedebilecek mi?
1940 yılında Fransa’da II. Dünya Savaşı’nın ilk işgalleri yaşanmaktadır. Genç ve güzel bir kız olan Lucile Angellier, üvey annesinin evde gözetiminde, savaşta esir düşen babasından haber almak için beklemektedir. Bir yandan Paris’ten gelen savaş mültecileri küçük kasabaya yerleşmeye çalışırken, diğer yandan Alman askerleri kasabalıların evlerini bir bir işgal etmeye başlar. Lucile evlerine yerleşen Bruno von Falk adlı yakışıklı askerden, başlarda hiç hoşlanmaz ve kendisini geri çeker. Fakat günler ilerledikçe iki genç arasında aşka sürüklenen bir çekim oluşur. Ama karşılarında savaşın en trajik yüzü durmaktadır.
Burnunun büyüklüğüyle tanınmış bir silahşör olan Cyrano de Bergerac, gönlünü Roxane'a kaptırır. Ancak burnunun iriliğinden dolayı duyduğu utançtan aşkını ilan edemez. Cyrano'nun emrindeki silahşörlerden olan Christian da Roxane'a aşıktır. Christian hislerini Roxane'a söyleyemese de Roxane da gönlünü Christian'a kaptırır. Bu durumun ardından genç kadın, Cyrano'dan Christian ile iletişim kurmasında kendisine yardımcı olmasını ister.
Jack Powell genç ve arabalara tutkun bir adamdır. Komşusu Mary Preston ise ona âşıktır, ancak Jack, zengin David Armstrong'a ilgi duyan Sylvia Lewis'a kapıldığı için Mary'ye ilgi göstermez. ABD I. Dünya Savaşı'na girince, Jack ve David hava kuvvetlerine yazılır. Tesadüfler sonucu arkadaş olan ikili, Fransa üzerinden Almanlarla savaşmak için cepheye gider. Mary de Jack'e yakın olabilmek için orduya katılır, ancak savaş acımasızdır ve trajediler kaçınılmaz bir gerçektir.
1917 Sovyet Devrimi öncesi ve sonrasını yaşayan bir burjuva aydını Dr. Jivago'nun öyküsü. Devrimle birlikte inandığı tüm değerler silinip yerine yeni sistemin gelişi Dr. Yuri Jivago'nun hayatını alt üst eder. Savaşın acımasızlığını yaşayan Dr. bir yandan da iki kadın arasında kalır.