Savaştan sonra bir ıslahevinde yaşamını sürdüren Siggi Jepsen, Almanca dersi için "Görev Tutkusu" konulu makale yazmak zorunda olsa da hiçbir fikri yoktur. Ertesi gün bir hücreye kilitlendiğinde, İkinci Dünya Savaşı sırasındaki çocukluğunun anıları yeniden canlanmıştır: Polis memuru babası Jens Ole Jepsen, dost canlısı dışavurumcu ressam Ludwig Nansen'e 1943'te bir "profesyonel diskalifiye" (berufsverbot) getirmekle görevlendirilir. Siggi'nin, Nansen'in gözetimi konusunda babasına yardım etmesi gerekirken aksine babasına isyan eder, inatçı Nansen'ın yanında yer alır ve bazı yasak resimlerini saklaması sonucunda kendisinin akıl hastanesine gönderilmesine yol açar.
South America, 1960. A lonely and grumpy Holocaust survivor convinces himself that his new neighbor is none other than Adolf Hitler. Not being taken seriously, he starts an independent investigation to prove his claim, but when the evidence still appears to be inconclusive, Polsky is forced to engage in a relationship with the enemy in order to obtain irrefutable proof.
Bu son derece etkileyici drama, II. Dünya Savaşı'nda gerçekleşen Bulge Savaşı sırasında Alman hatları arkasında kalan savaş yorgunu bir piyade bölüğünü anlatmaktadır. Ev özlemiyle yanan ve karla kaplı siperlerde soğuktan titreyen askerler acıya, ıstıraba ve üzüntüye bastırılamaz bir mizah ve amansız bir alay ile katlanmaktadırlar. Hiçbiri kahraman olmak niyetinde değildir ama hepsi de kendilerinden beklenen cesareti göstermeye hazırdır.
Birkaç önemsiz kasaba hikayesi, bir haydut çetesinin yerel bankayı soymaya karar vermesiyle dramaya dönüşür. Oğlunun gözlerinde gurur arayan bir baba, geceleri röntgenci olan ürkek bir memur, karısının sevgisini yeniden kazanmaya çalışan bir adam, vahşetle karşı karşıya kalan bir Amish çiftçi ve hırsıza dönüşen yaşlı bir kadın...
Hepsi, huzurla başlayan bir hafta sonu şiddete dönüştüğünde, kendilerini banka soyguncularıyla iç içe bulurlar.