1916 yılındayız. Birinci Dünya Savaşı iki yıldan beri tüm şiddetiyle devam etmektedir. İngiltere ve Fransa'nın müttefik güçleri, batı cephesinde Almanlar'ın sağlam siperlerine karşı verdiği savaşta başarılı olamamış, milyonlarca insan hayatını kaybetmiştir. Öte yandan Avrupalılar'ı kendi savaşlarıyla başbaşa bırakmayı tercih eden Birleşik Amerika tarafsızlık ve izolasyon politikasını ısrarla korumaktadır. Ancak gönüllü ambulans sürücüleriyle Fransız lejyonunun üyesi olan bazı Amerikalılar, müttefiklere yardım etmek için Avrupa'ya geçmişlerdir. Çok geçmeden Amerikalı gönüllülerden bazıları, iyi teçhizatlı Alman pilotlarıyla baş edebilmek ve müttefiklerin savaş çabalarına yardımcı olabilmek için kendi özel filolarını oluştururlar. Ölümüne mücadeleyi göze alan "Flyboys" Kahraman Pilotlar filosu bu şekilde meydana gelir.
Acımasız bir Alman casusu, D-Day hakkında yaşamsal bilgilerle İngiltere'den çıkmaya çalışan, genç bir kadınla sakat kocasıyla zaman geçirmek zorundadır.
2. Dünya Savaşı döneminde geçen film, Moe Berg'in hayatını konu ediyor. İyi bir üniversite mezunu olan ve 12 dil konuşabilen Berg, 15 yıl boyunca Chicago White Sox ve Washington Senators gibi takımlarda beysbol oynamıştır. Moe Berg ayrıca; Almanlarla nükleer silah yarışında Amerika için OSS adına casus yapmıştır.
The Courier, tarihin en büyük uluslararası çatışmalarından birine katılan mütevazi bir İngiliz işadamı olan Greville Wynne'nin (Cumberbatch) gerçek hikayesine dayanıyor. İngiltere'nin MI-6 ve bir CIA operasyonunun (Brosnahan) emriyle, nükleer bir çatışmayı önlemek ve Küba'yı etkisiz hale getirmek için gerekli önemli istihbaratı sağlamak amacıyla Sovyet subayı Oleg Penkovsky (Ninidze) ile gizli ve tehlikeli bir ortaklık kuruyor.