Edmond Dantes dürüst ve saf bir denizcidir. Huzur dolu yaşamında güzeller güzeli Mercedes ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak sakin yaşamı Mercedes’i kendisi için isteyen en iyi arkadaşı Fernand’ın ihanetiyle bir anda darmadağın olur. İşlemediği bir suçtan yargılanarak kendisini İf adıyla bilinen ünlü ada hapishanesinde bulur. Bundan sonrasında onu 13 yıl devam edecek bir kabus beklemektedir. Ada hapishanesinde geçen zor günlerinde o güne dek inandığı doğru ve yanlış kavramlarını terk eder. Artık sadece ve sadece ihanet edenlerden intikam alma düşüncesine odaklanmıştır. Sonunda aynı hapishanede kalan bir başka mahkum arkadaşının (Richard Harris)yardımıyla oradan kaçmayı başarır ve özgürlüğüne kavuşur. O artık çok zengin ve esrerengiz Monte Cristo Kontu’dur. Monte Cristo Kontu son derece kurnazca hareket eden acımasız bir adamdır ve tek amacı vardır: Kendisini tuzağa düşüren ve 13 yıl boyunca hapishanede çile çekmesine yol açanları bulmak ve sistemli bir biçimde yok etmek...
Kraliyet koruyucularının en cesurları ve en iyileri olarak, efsaneleşmiş kahramanlıkları ve tutkularıyla savaştıkları zamanın üzerinden yıllar geçmiş. Athos, oğlu Raoul'u yetiştiriyor ve basit bir hayat sürdürüyor. Porthos, daha şişman ve yaşlı olsa da, hala eski zamanlardaki büyük savaşları özlüyor. Aramis ise kaderini takip etmiş, bir rahip olmuş. Sadece d'Artagnan silahşörlerin başı olarak krala hizmet ediyor. Yıl 1660 ve Fransa zor günler geçiriyor. Silahşörlerin hizmet ettiği büyük kral XIII. Louis ölmüş, yerine kibirli ve acımasız varisi XIV. Louis geçmiş. Bu sırada Bastille'de neredeyse 10 yıldır yüzü maske ile saklanan bir kişi hapis yatıyor. Silahşörler, bir milleti kurtarmak için yeniden birleşip şimdiye kadarki en tehlikeli görevlerini yüklenmek zorundalar : bu mahkumu kurtarıp gizli kimliğini ortaya çıkarmak. Biri hepsi, hepsi biri için.
1429 yılında küçük bir Fransız köyünden gelen genç kız işgal altındaki ülkesinin kralı olması gereken kişinin önünde durup ona tanrıdan bir mesaj getirdiğini söyler. Bu mesaja göre küçük kız o donemin en güçlü ordusunun ülkelerinde sürdürdükleri işgali sona erdireceğini ve içinde bulundukları politik ve din kargaşasına son vereceğini söyler. Bu küçük kızın söyledikleri Fransız Kralı ve etrafındaki adamlarının zamanla çok hoşuna gider ve kızın inanılmaz cesareti ile kehanet sayılacak açıklamaları sonunda kızın peşinden gitmeye karar verirler. Onun liderliğinde ülkelerini işgal etmiş bulunan İngiliz ordusunu yenerek hürriyetlerine kavuşurlar. Kızın da dediği gibi kral, hür her ülkenin kralı olarak tacını giyer ve tahtına oturur. Ancak bütün bu yaptıklarının şeytanın işi olduğuna hüküm veren din adamlarının baskısı sonucu bu minik kız ölüme mahkum edilir ve yakılarak öldürülür.
Norman (Normandiya'da yaşayan Frenk ve İskandinav kökenli halk) şövalyesi Jean de Carrouges ve Norman beyi Jacques le Gris eskiden çok yakın arkadaşlardır. Carrouges savaşa gider ve döndüğünde hiçbir şey eskisi gibi değildir. Le Gris, Carrouges'in karısına tecavüz etmek suçundan yargılanıyordur. Ancak kimse Margerite'e inanmaz. Bunun üzerine asker, karara itiraz etmek üzere Fransa kralına kadar gider. Hakim açısından ise Le Gris avantajlı konumdadır. Mahkemenin yeni kararına göre iki adam düello yapacak ve bu düellonun sonucunca biri ölecektir. Hayatta kalan kişi Tanrı'nın isteğini yerine getirmiş olacak ve eğer ki Le Gris hayatta kalırsa da aklanacaktır. Ayrıca eğer ki Carrouges kaybederse karısı ceza olarak bir kazığa bağlanarak yakılacaktır.
Years have passed since the Three Musketeers, Aramis, Athos and Porthos, have fought together with their friend, D'Artagnan. But with the tyrannical King Louis using his power to wreak havoc in the kingdom while his twin brother, Philippe, remains imprisoned, the Musketeers reunite to abduct Louis and replace him with Philippe.
Orta Çağ Avrupası'nda geçen Et ve Kan, biri paralı asker, diğeri ise bir derebeyinin oğlu olan iki adamın hikayesini ve aynı kadına duydukları aşkı konu alıyor.