18 yaşındaki tecrübesiz bir oyuncu olan Maria Enders, MalojaSnake adlı oyundaki Sigird karakteriyle büyük bir şöhret kazanmıştır. Oyun gereği Sigird, Helena adlı orta yaşlı bir oyuncunun bunalıma girerek intiharına sebep olmaktadır. 20 yıl sonra Maria şöhretinin doruğunda bir aktristir, ancak Jo-Ann Ellis adlı genç bir aktris onun tahtını tehdit etmektedir. Sanki ona şöhret kapılarını açan oyundaki roller değişmiş, kendisi Helena olmuştur. Bu zor zamanlarında yanındaki tek kişi, asistanı Valentine'dir.
Bridget (Hilary Swank), kardeşi Nicky’nin (Michael Shannon) ısrarı üzerine Chicago’ya gelir. Karlı bir kış gecesi tek başına sokağa fırlayan Alzheimer hastası annelerinin (Blythe Danner) durumu kötüye gitmektedir. Ne yapılacağı konusunda tartışmalar sürerken, ‘hastalıkta ve sağlıkta’ sözüne hala bağlı olan babaları (Robert Forster) eşinden hiçbir koşulda ayrılmak istememektedir.
Swiss girl Adelheid 'Heidi' is orphaned young. Aunt Detie brings her to grandpa Alp and his wife, who live isolated in the Alps since his murder charge. Heidi soon takes to the wild country, especially accompanying young goatherd Peter. Grandpa refuses to send her to school in the city, but aunt Detie returns and forces him to give in. She's sent to a posh lady in Frankfurt, where she'll be a companion for crippled daughter Clara after school hours.
Andreas, Avusturya Alpleri'ndeki ıssız vadiye dört yaşındayken yerleşen bir yetimdir. Andreas, büyüyüp yetenekli bir çiftlik işçisi olur ve vadiye elektrikle birlikte ışık ve ses getiren ilk dağ demiryollarından birini inşa eden çalışma ekibine katılır. Ayrıca hayatının aşkını -Marie'yi- bulur. Bakalım mutlulukları uzun sürecek midir?
1908’de geçen filmde Grönland’ın acımasız iklim şartlarında birbirinden tamamen farklı iki kadının birlikte verdiği yaşam mücadelesi anlatılıyor. Josephine Peary (Juliette Binoche) olgun, mağrur ve naif bir kadındır aynı zamanda buzullara büyük ilgisi olan maceracı eşi Robert Peary‘e de delicesine aşıktır. Robert ise mutluluğun buzullarda olduğuna inanır ve maceralarını yüksek kesimin konforuna tercih eder. Josephine Robert için söz konusu kendi hayatı olsa bile her türlü tehlikeye germeye kendisini hazırlamıştır.
Film 1920'li yıllarda Almanların, Polonyalılar ve diğer azınlıklarla birlikte uyum içinde yaşadıkları yoksul kent Danzig'de başlar. Annesi ve hangisinin babası olduğunu bilmediği iki erkekle birlikte yaşayan Oskar'a (David Bennent) üç yaşına bastığı doğum gününde teneke bir trampet hediye edilir. Bu andan itibaren çevresinde gözlemlediği erişkinlerin mutsuz ve acınılacak dünyalarına katılmaktansa hep çocuk olarak kalmaya karar verir. Gerçekten de yıllarca fiziksel olarak bir gelişme göstermez. Çevreye karşı tek protestosu büyümeyi reddetmek değildir, aynı zamanda teneke davuluna şiddetle vururken çıkardığı cam eşyaları bile parçalayan tiz çığlığı da 2. Dünya Savaşı yaklaşırken ülkede olup bitenlere duyarsız kalan orta sınıf Alman toplumunu bir yadsıma biçimidir, gitgide çıldıran dünyaya karşı bir protestodur.