Pearl White is a child living alone on a South Seas island after the death of her missionary father. By a stroke of luck, she becomes an heiress, and is transplanted into modern society.
Percy, upon being released from prison, goes to the small town of Gillead, to find a place where she can start over again. She is taken in by Hannah, to help out at her place, the Spitfire Grill. Percy brings change to the small town, stirring resentment and fear in some, and growth in others.
Genç Moana, Okyanus'un çağrısına kulak verir ve halkına refahı geri getirmek için çıktığı unutulmaz bir yolculukta, kötü şöhretli yarı tanrı Maui ile birlikte ilk kez adası Motunui'nin resifinin ötesine açılır.
Kraliçe Victoria İngiltere’sinin ünlü doktoru ve veterineri olan hayvan dostlarıyla konuşabilen; tuhaf Dr. John Dolittle, yedi yıl önce karısını kaybettikten sonra canlı, egzotik hayvanlarıyla birlikte kendisini Dolittle malikanesinin yüksek duvarlarının ardına kapatmış. Ama genç kraliçe ölümcül bir hastalığa yakalanınca, Dolittle çare aramak üzere efsanevi bir adaya doğru, epik bir maceraya gönülsüzce yelken açmıştır. Eski düşmanlarıyla karşılaştığında, bilgeliğini ve cesaretini yeniden kazanır ve muhteşem yaratıklar keşfeder. Doktor Dollitle’a bu yolculuğunda genç ve kendinden menkul çırağının yanı sıra gürültücü havyan arkadaşlarından oluşan bir grup eşlik eder. Grupta endişeli bir goril, coşkulu ama kuş beyinli bir ördek, didişen, alaycı devekuşu ikilisi, eğlenceli bir kutup ayısı ve Dolittle’ın en güvendiği akıl hocası ve sırdaşı olan inatçı bir papağan da yer almaktadır.
On an empty road in the middle of the night, Shula stumbles across the body of her uncle. As funeral proceedings begin around them, she and her cousins bring to light the buried secrets of their middle-class Zambian family.
Yarı tavuk, yarı tavşan olarak dünyaya gelen Hopper ve arkadaşlarının maceraları. Amcası Lapin’den önce Karanlığın Hamster’ının asasını bulmaya kararlı olan Hopper, dalgacı kaplumbağa Abe ve onu durdurmak için dövüş sanatları uzmanı kokarca Meg’le birlikte destansı büyük bir maceraya atılır.
A.G. Sulzberger’in The New York Times için yazdığı bir makaleden yola çıkan "Kodachrome"un konusu şöyle: Matt Ryder (Jason Sudeikis), uzun yıllardır ayrı kaldığı ve ölmekte olan babası Benjamin (Ed Harris) ile birlikte ülkeyi boydan boya arabayla geçmek zorunda kalır. Dünyanın en ünlü fotoğrafçılarından biri olan Benjamin, ‘Kodachrome’ film basabilen son laboratuvar kapanmadan önce, elindeki dört eski film rulosunu laboratuvara götürmek istemektedir. Benjamin’in hemşiresi Zoey (Elizabeth Olsen) ile birlikte üçlü, geçmişlerini arkada bırakarak, analogtan dijitale geçen dünyada bir seyahate çıkarlar.