The devil has arrived in Amsterdam, hell-bent on bombarding a poor girl, a wealthy banker and a young painter with great misfortune. This film is presumed lost.
Kimsenin konuşmadığı bir dünyada, dindar bir kadın, hapishanesinden kaçan genç bir kadını avlar. Acımasız liderleri tarafından yeniden yakalanan Azrael, çevredeki vahşi doğanın derinliklerindeki kadim bir kötülüğü yatıştırmak için kurban edilecektir.
Bir sinema işletmecisi ve amatör koleksiyoner/araştırmacı olan Kirby (Reedus) bir gece Bellinger adlı (Udo Kier) profesyonel bir sinema koleksiyoncusundan aldığı davet üzerine onun malikanesine gider. Bellinger’ın Kirby’den istediği, sağlam hiçbir kopyasının bulunmadığı bilinen, lanetli bir korku filmini, “La Fin Absolue du Monde”yi bulmasıdır. Film yalnızca bir kez, bir festivalde gösterilmiş ve izleyen hemen herkesin çıldırarak ölümüne neden olmuştur. Filmin yapımında görev alanlar da aynı şekilde ölmüşlerdir. Kirby, onu kızının intiharından dolayı suçlayan eski kayınpederine olan, ve sineması hiç iş yapmadığı için ödemesine olanak görünmeyen 200.000 dolarlık borcunu ödeyebilmek için bu işi kabul eder...
ABD'li diplomat Robert Thorn (Gregory Peck), karısı Katherine'in (Lee Remick) hamileliği bir Roma hastanesinde ölü doğumla sona erdiğinde yerine annesi ölen başka bir bebeği alır. Küçük Damien (Harvey Stephens) büyür ancak beşinci doğum günü partisinde dadısı gizemli bir şekilde ölür. Peder Brennan (Patrick G. Troughton) da Thorn'u Şeytan'ın oğlunu evlat edindiği konusunda uyardıktan sonra ölür. Uğursuz yeni dadı Bayan Baylock (Billie Whitelaw) Damien'ı özenle korurken, fotoğrafçı Jennings (David Warner) ona Damien'ın partisinden dadı ve Brennan'ın nasıl öleceğini belirten işaretlerin bulunduğu fotoğraflar gösterince Thorn'un korkuları artar. Thorn, Damien'ın kimliğini doğrulayan ve Thorn'a tek çözümün evlatlık oğlunu öldürmek olduğunu söyleyen şeytan çıkarıcı Bugenhagen'i (Leo McKern) arar. Cesetler üst üste yığılırken Thorn, görevini yapmaya çalışır ancak yasalar dünyayı Mahşer'den kurtarmaya çalışmanın önüne geçer.
Kevin Lomax, Floridada yaşayan ve hiç dava kaybetmeyen genç bir savunma avukatıdır. Suç ne kadar büyük olursa olsun Lomax, karizmasıyla jüriyi her zaman etkilemeyi başarır ve müvekkilini kurtarır. Lomaxın karısı Mary Ann ile mutlu bir evliliği vardır. Kısaca hayatındaki her şey mükemmeldir. Ta ki bir öğretmenin öğrencisine tecavüzüyle ilgili bir davayı alana kadar. Lomax, jüriyi genç kızın öğretmeni hakkında yalan söyleyebileceğine inandırır, müvekkilinin suçlu olduğunu bildiği halde davayı kazanır. Artık önü açılmıştır. Suçlar kenti olarak bilinen New Yorktaki bir hukuk bürosundan yüksek ücretli bir teklif alır. Teklifi yapan, tüm dünyada davaları ve müşterileri olan büyük hukuk bürosunun kurucusu John Milton dur. Lomax farkında değildir ama cehenneme adım atmak üzeredir.
Gerçek olaylara ve aynı isimli romana dayanmaktadır. Dedektif yardımcısı Bob Hightower, eski karısının bir tarikat tarafından öldürüldüğünü ve kızının kaçırıldığını bulur. Başarısız resmi soruşturmalardan hüsrana uğrayarak teşkilatı bırakır ve tarikatın firar eden tek kadın kurbanı Case Hardin'in yardımıyla lideri yakalamak için tarikata sızar.
Joanna Crane (Kathleen Turner) gündüzleri işkolik bir moda tasarımcısıdır. Geceleri ise, China Blue adını alır ve Los Angeles sokaklarını arşınlayan edepsiz bir fahişe kılığına bürünür. Ancak peşinde bir özel dedektifin (John Laughlin) ve fanatik bir rahibin (Anthony Perkins’in inanılmaz oyunculuğu ile akıllara kazınıyor) olduğunu öğrendiğinde Joanna’nın, yozlaşmış ikili hayatını sürdürmesi zorlaşır. Çılgınca tutkuların ve kutsal takıntıların yönettiği bir dünyada, herhangi bir kadın en tehlikeli duygularını deneyimleyebilir mi?