İkinci Dünya Savaşı’nın başlarında İngilizler umutsuzluğa düştüğü sırada Churchill, kadınların casus olarak işe alınıp, eğitilmelerini emreder. Kadınların göz korkutucu misyonları sabotaj yapmak ve bir direniş oluşturmaktır. Bu görev için Vera Atkins, hırslı bir kadın olan Amerikalı Virginia Hall ve barış yanlısı bir kadın olan Noor Inayat Khan’ı işe alır. Kadınlar, Fransa’daki Nazi rejimini zayıflatmak için birlikte zorlu bir mücadeleye girişir.
Cristero Savaşı sırasında yaşanan gerçek bir hikayeyi anlatan film, 1920'lerde Meksika hükümetinin Katolikler'e uyguladığı insanlık dışı zulmü anlatıyor.
Jean Valjean fakir bir adamdır. Bir gün açlığını gidermek için bir somun ekmek çalmaya karar verir. Yakalanması neticesinde hak ettiğinin çok üzerinde, ağır bir cezayla karşı karşıya kalır. Bir süre sonrası bağışlanması, Jean'ın tüm hayatını tepeden tırnağa değiştirecektir. Jean, aşkı, otoriteyi, arzuyu ve tutkuyu bulacaktır. Hapisten zirveye doğru giden yol, onlarca saplantının gölgesinde, daha da virajlı hale gelecektir. Victor Hugo'nun edebiyat tarihinin en önemli eserlerinden biri olarak addedilen eseri Les Misearbles'in 1998 tarihli uyarlaması olan filmin yönetmeni Bille August. Filmin başrollerinde ise Liam Neeson ve Hans Matheson var.
İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika'da kocasıyla banliyölerde hayatını yeniden kuran bir kadın, komşusunu kaçırır ve kendisine karşı işlediğine inandığı korkunç savaş suçlarından intikam almak ister.
Film İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’de yaşanan en büyük skandallardan birini ele alıyor: 1940’larda ve 1950’lerde 130.000 çocuğun İngiltere’den Avustralya’ya evlatlık olarak verilip ülkelerinden koparılmaları, hatta tacize uğramaları. Film, İngiliz hükümeti tarafından yıllarca gizlenen bu skandalı 1980’lerde ortaya çıkaran eski kamu görevlisi Margaret Humphreys’in çabalarını konu alıyor. Ailesi için en iyiyi yapmayı hedeflemiş bir anne olan Humphreys bu uğurda binlerce aileyi birleştirdi ve sorumluları hesap vermeye zorladı.