Hülya Aksular
Oyuncu · d. 1966 · Ankara, Türkiye
1966 yılında Ankara'da doğdu. Bale eğitimine 1975 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı Bale Bölümünde başladı. İki yıl sınıf atlayarak 1981 yılında konservatuvardan mezun oldu. Profesyonel dans yaşamına, Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde on dört yaşında iken başladı. Henüz çok genç olduğu için Devlet Opera ve Balesi'nde çalışabilmesi için kaza-i rüşt kararı alındı. Sahneye ilk çıkışı Ferhat ile Şirin Balesi ile oldu. Aynı yıl Ankara Sanat Tiyatrosu’nda sahnelenen Küçük Adam Ne Oldu Sana oyununda dans etti. 1983 yılında İstanbul Devlet Opera ve Balesi'ne tayin olarak İstanbul'a gitti; ancak aynı yıl istifa edip Devekuşu Tiyatrosu'na girdi. Yönetimin değişmesi üzerine yeniden İstanbul Devlet Opera ve Balesi'ne davet edildi. 18 yaşında iken Peter van Dayke'in yönettiği Kuğu Gölü'nde baş balerin oldu ve bu rolü oynayan en genç balerin unvanına sahip oldu. Meslek yaşamı boyunca 1986’dan itibaren Almanya’nın birçok şehrinde, İtalya, İsviçre, İspanya, Japonya, Kanarya Adaları, Rusya, Norveç, İsveç, Danimarka, Makedonya, Bulgaristan’da dans etti. Dame Ninette de Valois'nin daveti ile İngiltere'ye giderek dersler aldı, kraliyet ailesi ile tanıştı. 1992 yılında Minsk Operası’ndan aldığı davetle Don Kişot balesinin başrol karakteri olan Kitri'yi canlandırdı ve Rudolf Nureyev ile aynı sahneyi paylaştı. 34 yaşında dansı bıraktı. 1993 yılında koreografi çalışmalarına başladı. Koreografilerinden bazıları; Atatürk' Balesi, 'Kozalak' dans tiyatrosu, 'Aşka Dair Ne Yoksa', 'Güz', 'Oğul', 'Altın Çağ', 'Anadolu’nun Hikâyesi" adlarını taşır. 1997 yılında koreografisini yaptığı Dans Tiyatrosu Kozalak, Grenzenlos - İstanbul in Berlin Festivali'nde Türk balesini temsil etti. İstanbul adlı tek perdelik bale, İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından 2007'de sahnelendi. Aksular, bu eserin librettosunu yazmış, koreografi ve rejisini yapmıştır. Sanatçı, sinemada ilk defa Ateş Üstünde Yürümek filminde rol aldı. 1998 yılında vizyona giren Cumhuriyet filminde Fikriye rolünü canlandırdı. 2000 yılında TV 8'de Hayata Dair Ayrıntılar adlı sohbet programını sundu. Üç evlilik yapan sanatçı ilk evliliiğini1988 yılında oyuncu Aytaç Arman ile, ikinci evliliğini 1994 yılında Rus balet Mişa Kolozin ile, üçüncü evliliğini 2001 yılında meslektaşı Murat Can Tunalı ile yaptı. İkinci evliliğinden kızı Sude Meriç dünyaya geldi. Sanatçı, 2014 yılında İstanbul'da kendi atını taşıyan 'Hülya Aksular Sanat Atölyesi'ni kurdu. Bu atölyede eğitimcilik ve idarecilik yapmaktadır.
Filmler2
FilmBelgeselDansın dahisi, klasik balenin devrimcisi, son yüzyılın en muhteşem efsanelerinden ve gizemlerinden, duyanları hala etkilemeye devam eden hızlı, aşk dolu ve çılgın bir hayat yaşadı Rudolf Nureyev. Ebedi bir gezgin olan Nureyev, hiçbir yerde çok uzun kalmayarak ülkeden ülkeye dolaştı. Dünyanın çeşitli yerlerinde evleri ve adaları vardı, fakat her yerde bir 'misafir'di. Köklerini kaybetmiş bir şekilde, 'Evim' diyebileceği, dönmek isteyeceği tek yeri arayan gezgin bir yıldız. Nureyev, 1980'li yıllarda Türkiye’yi ziyaret ettiğinde yaşayacağı adayı seçer, ancak dönemin devlet yetkilileri adayı alma iznini vermezler. Uluslarası birçok festivalde gösterilen film, efsanevi baletin bu yıllarda Türkiye'ye yaptığı düzenli ziyaretleri anlatıyor.
Film10.0DramBir ülkenin yoğun olaylarıyla dolu tarihi olağanüstü bir estetik ve şiirsellikle bezenmiş modern bir bale ile anlatılacaktır ve sanki bir tiyatro sahnesinde geçiyormuş gibi sahnelenir. Olaylar tarihsel persfektifi yalnızca modern bele ile anlatılırken toplumun bu olaylardan nasıl etkilendiği ve bireylerdeki yansımaları ana hikâyenin içine gömülmüş bir aşk hikâyesi ile anlatılır. En sonunda toplumun bütün kesimlerinden oluşmuş izleyicilere bu olayların 1990 yılında nasıl bir toplum yarattığının analizi yapılır.
Ateş Üstünde Yürümek
1991 · 1 votes
Diziler2
- Dizi10.0
Çaylak
2003 · 1 votes
Dizi7.1DramSavaş ve PolitikaZafer coşkusu içinde, İzmir sokakları 'Yaşasın Gazi, Yaşasın Ordu, Yaşasın Büyük Millet Meclisi' sesleriyle inlemektedir. İzmir`deki evi, Başkumandanlık Karargahı olarak kullanılan Latife Hanım`ın Mustafa Kemal`e olan hayranlığı her geçen gün artmaktadır. Bu arada, Zübeyde Hanım, oğluna ilgi duyan bu İzmirli genç hanımla tanışmak ister. Latife Hanım, İzmir`e gelecek olan Mustafa Kemal`in annesini evinde ağırlamak için ısrar etmektedir. Çankaya Köşkü`nde Zübeyde Hanım`a ve Mustafa Kemal`in Doğu Cephesindeyken evlat edindiği küçük Abdürrahim`e bakan Fikriye Hanım`ın rahatsızlığı ilerlemekte, ancak kendisi bunu özellikle ölesiye sevdiği Mustafa Kemal`e belli etmemeye çalışmaktadır. Çankaya Köşkü`nde bir dost toplantısında piyano çalarken öksürük krizine tutulan Fikriye Hanım, hiç istemediği halde Münih`te bir sanatoryuma gönderilir. Bütün bunlar olurken işgalcilere karşı savaş da bütün hızıyla sürmektedir.